<$BlogMetaData$>



 

 



14/4/2009

Kanserin Etkileri

Kanserin Etkileri

Hücre sayısındaki aşırı artışın bazı koşullarda nasıl olup da yaşamsal tehlike yarattığını anlamak kimi za­man güçtür. Habis hastalığın ciddi etkileri kanserin yayıldığı normal dokuların ve/veya bölgelerin (örn. karaciğer, kemik ya da akciğerler) normal işlevlerini engelleyecek şe­kilde giderek daha çok kanserli hüc­reyle dolması ve hasara uğraması sonucunda oluşur. Belirli bir böl­geyle . sınırlı (lokalize) kanserlerin ölümle sonuçlanması oldukça alışıl­madık bir durumdur. Kanser ölüm­lerinin büyük bölümü hastalığın ya­yılmasına ya da metastazlara bağlıdır. Ancak, bu fiziksel süreçlere ek olarak kanserler hem belli bir bölge­de hem de dolaşım sistemi aracılı­ğıyla tüm vücudu etkileyen çok çe­şitli zehirli (toksik) kimyasal madde­ler üreterek de genel durumda gi­derek artan bir bozulmaya neden olabilir. Bu kimyasal maddeler kilo kaybı ve halsizlik gibi belirtilere yol açabilir.

SINIFLAMA
Kanserler, hücrelerin normal olan­dan ne ölçüde farklılaştığına göre derecelendirilir. İyi farklılaşmış (tıp dilinde iyi diferansiye) kanserlerde (kimi zaman “grad 1″ de denir), nor­mal hücre yapısı korunur ve hücreler sık bölünmez. Hücrelerden bazıları, esas özgül görevlerini . belli ölçüler­de hâlâ yerine getirebilir. Yelpazenin öbür ucunda kötü farklılaşmış (tıp dilinde kötü diferansiye) kanserler (grad 3) yer alır; bu kanserlerde hüc­reler öylesine değişmişlerdir ki, nor­mal hücrelerden artık çok farklıdır ve görevlerini yerine getirme yetilerini tamamen yitirmişlerdir. Kötü farklı­laşmış kanserler daha hızlı çoğalma ve daha saldırgan olma eğiliminde­dir ve akıbeti daha kötüdür. Bunların arasında farklılaşması orta düzeyde olan kanserler yer alır.

Kahserler yayıldıkları dokulara göre değil, köken aldıkları normal hücrenin türüne göre sınıflandırılır. Buna birincil sınıflandırma adı da ve­rilebilir. Her sınıftan kanser yukarıda tanımlandığı gibi derecelendirilir; kanserlerin büyüklükleri ve yayılma dereceleri de “evrelendirme” adı verilen süreç içinde değerlendirilir (bk. s. 30). Birinci] sınıflandırma dik­kate alındığında, hemen tüm kanser türleri aşağıdaki gruplardan birine yerleştirilebilir.

Karsinomlar
En sık görülen kanserlerdir. Deri ve pek çok iç organın çeperi dahil, vü­cut yüzeylerini örten hücrelerden köken alır. Ağız, boğaz, bronşlar (havanın akciğerlere girip çıkmasını sağlayan tüpler), özofagus (yemek borusu), mide, barsak, mesane, ute-rus (rahim) ve yumurtalıkların yanı . sıra memede, prostat bezinde ve pankreastaki kanalları örten dokular da bunlar arasındadır.

Farklı karsinom türleri vardır ve bunlar köken aldıkları normal hücre­lerin görünümüne göre adlandırılır. “Skuamöz karsinomlar” (yassı hüc­reli karsinomlar) özellikle deri, akci­ğer, ağız, boğaz ve yemek borusun­da; “adenokarsinomlar” özellikle meme, barsak, alt yemek borusu, mide ve yumurtalıklarda; “geçiş hücreli karsinomlar” esas olarak me­sanede ve “küçük hücreli karsinom­lar” akciğerde görülür.

Sarkomlar
Yüzeyi örten dokulardan değil de kemik, yağ, kas ve vücudumuzun pek çok bölümünde bulunan güç lendirici bağ dokusu gibi destekleyi­ci dokulardan köken alır.

Lenfomalar
Vücudumuzda ve özellikle de lenf bezlerinde ve kanda bulunan “lenfo­sit” adlı hücrelerden kaynaklanır. Bu hücreler bağışıklık sistemimizin çok önemli bileşenleridir. Lenfomalar et­kilenen hücre tipine göre ‘Hodgkin hastalığı’ ve ‘Hodgkin dışı lenfoma­lar’ olarak ikiye ayrılır.

Lösemiler
Kemik iliğinde akyuvarları üreten hücrelerden kaynaklanır. Akyuvarlar (lökositler) vücudumuzun enfeksi­yona karşı savunmasında kritik bir rol oynar. Lösemili hastaların kanın­da anormal akyuvar sayısı büyük öl­çüde artar. Anormal hücreler genel­likle işlevlerini doğru biçimde yerine getirmediği ve . kemik iliğinde yeni normal hücre yapımı için alan bırak­madığı için soruna yol açar.

Miyelom
Kemik iliğinde bulunan ve antikor (enfeksiyonlarla savaşmamıza yar­dımcı olan proteinler) adı verilen plazma hücrelerinin kanseridir.

Germ hücreli tümörler
Yumurta ve spermlerin üretiminden sorumlu olan testis ve yumurtalıklar-daki hücrelerden köken alır. Tera-tomlar ve seminomlar bu tümör tip­leri arasındadır.

Melanom
Bu . deri kanseri türü, derideki pig­ment üreten hücrelerden (melanositler) köken alır.

Gliom
Beyin ya da omuriliğin destekleyici doku hücrelerinde gelişir.

Prekanseröz (ön kanser) oluşumlar
Son olarak, görünürde sağlıklı olan kişilerde rahim boynu sürüntüsü (servikal smear) ya da memenin rad­yolojik incelenmesi olan mamografi (bir sonraki bölüme bakınız) gibi ta­rama testleri sırasında saptanan ve kansere dönüşme potansiyeli taşıyan yaygın bazı oluşumlardan da söz et­mek gerekir. Bu tür bozukluklar özel­likle rahim boynu (serviks) yüzeyini ve memedeki süt kanallarını etkiler ve “karsinoma in situ” olarak adlan­dırılır. Bu, mikroskobik incelemede en yüzeydeki hücrelerin habis bir gö­rüntüsü olduğu, ancak yüzey örtüsü­nün hemen altındaki dokuların her­hangi birini istila ederek habis bir davranışa giriştiğine ilişkin bir belirti olmadığı anlamına gelir.
Karsinoma in situ lenfatik dola­şım ya da kan dolaşımı yoluyla yayı­lamaz ve kendi başına hiçbir yaşam­sal tehlike doğurmaz. Ancak tedavi edilmediğinde gerçek bir kansere dönüşme riski vardır

http://www.kansertedaviekibi.com/
http://www.saglikda.com/

14/4/2009

IMPLANT ,İMPLANT UYGULAMASININ AŞAMALARI

 İmplantlar eksik dişlerin tamamlanması için çene kemiğine yerleştirilen titanyum yapay diş kökleridir. İsveç'li bir bilim adamı olan Prof. Dr. Per İngvar Branemark çağdaş implantolojinin ilk örneklerini, insan ağızlarında, 1960'larda uygulamaya başlamıştır.
İmplantlar küçük bir cerrahi girişimle çene kemiğine yerleştirilir. Ortalama 3-6 ay sonra implantın etrafını yoğun ve sağlam bir kemik sararak, sıkı bir şekilde çene kemiği içinde oturmasını sağlar. İmplantlara kron, köprü ve hareketli diş protezleri uygulanarak klasik tedavide karşılaşılan bir çok problem ortadan kaldırılır. Örneğin tek diş eksikliğini gidermek için boşluğun heriki yanındaki sağlam dişlerin kesilmesi ile yapılan klasik köprü yöntemi yerine bu boşluğun implantla doldurulması çok daha estetik ve sağlıklı sonuçlar ortaya çıkarır.
Tek diş uygulamalarında en önemli yenilik, özellikle üst çene ön bölgede estetik beklentiler gözönüne alınarak, implant yapıldığı gün üst yapının, yani porselen kuronun da gerçekleştirilmesi.

İmplant Kimlere Yapılabilir?

  Ağzındaki diş eksikliklerinin giderilmesini isteyen ve bazı kriterlere sahip olan herkese implant yapılabilir. Bu kriterlerden biri eksik diş veya dişlerin olduğu bölgedeki kemiğin durumudur. İmplantın sağlam ve sağlıklı olarak yerleşip tutunabilmesi için bu bölgede yeterli kemik yüksekliği bulunmalıdır. Ayrıca hastanın ağız bakımı iyi olmalı, dişeti problemleri ve iyileşmeyi olumsuz etkileyecek bir rahatsızlığı bulunmamalıdır.

İmplant Hakkında Daha Ayrıntılı Bilgi Almak İçin Kime Başvurmalısınız?

  Bunun için diş hekiminiz en uygun kişidir. Eğer implant yaptırmaya karar verirseniz diş hekiminiz uygun olup olmadığınızı saptadıktan sonra sizi yönlendirecektir. İmplant yerleştirilmesi cerrahi bir işlemdir.
Yaşam tarzı değiştikçe eksik dişlerin restorasyonunun genel vücut sağlığımız içinde önemi artmaktadır. Hareketli protezler bazı sorunlara yol açabilir. Bazı hastalar hareketli protezlerle rahat çiğneyememekten ve estetik sorunlardan şikayet ederler. İmplant sayesinde eksik dişler hem fonksiyon hem estetik açıdan en uygun şekilde tamamlanabilir.

İmplant Yerleştirildikten Sonra Protez Ugulaması

  Genellikle uygulanan prosedür implant yerleştirildikten sonra kemikle kaynaşması için protez yapılmadan önce alt çenede 3, üst çenede 6 ay beklenmesidir. Ancak kemiğin iyileşme potansiyeli bireyden bireye değiştiği için bu sürenin hastanın yaşı, sağlık durumu ve implant yerleştirildiği bölgeye göre saptanması uygundur.

İmplant Yerleştirilerken veya Daha Sonra Ağrı?

Normal cerrahi prosedürde implant lokal anestezi altında yerleştirilir ve işlem ağrılı olmaz. Ancak 3-4 saat sonra anestezinin etkisi geçtiğinde bir rahatsızlık hissedebilirsiniz. Rahatsızlığın şirddeti hastadan hastaya değişir ancak bir çok hastada çok önemli bir şikayet olmamaktadır. Bazı hastalarda operasyonu takip eden birkaç gün değişik şiddette ağrı görülür. Şişme, veya bölgede renk değişikliği de görülebilir.

İmplantlar Çene Kemiğine Bağlanırken Dişsiz mi Kalmak Zorundayım?

Normal prosedür implant yerleştirildikten 2 hafta sonrasına kadar hastanın protez kullanmamasıdır. Ancak günümüzde her hasta ayrı bir vaka olarak değerlendirilmekte ve uygun durumlarda hastalara daimi protezin yapılmasına kadar implant üzerine basınç gelmeyecek şekilde planlanmış geçici protezler yapılmaktadır.

İmplantlarda Neden Titanyum Kullanılıyor?

Titanyum kemikle bağlanması çok iyi olan ve doku tarafından kabul edilirliği en yüksem materyaldir. Yerleştirildikten sonra vücudun bir parçası haline gelir. Bu da implanta maksimum dayanıklığı sağlar.

Operasyondan Sonra Neler Yiyebilirim?

Yerleştirilen implantın aşırı yükten korunması için daha yumuşak besinler ve sıvı gıdalarla beslenmeniz gerekebilir. Bu konuda gerekli uyarılar diş hekiminiz yapacaktır.

Bir garanti verilebilir mi?

Yapılan bilimsel çalışmalarda implant başarısının %90-100 arasında değiştiği gösterilmiştir. Ancak her tür tıbbi müdahalede olduğu gibi implantlar için de garanti vermek mümkün değildir.

Pahalı bir tedavi midir?

İmplant uygulamaları bir dizi karmaşık ve uzun süreli işlemleri gerektirir. Dolayısıyla rutin diş hekimi hizmetlerinden daha yüksek bir harcama gerektirirler. İmplant tedavileri tamamlanan hastalarda yapılan bir araştırmada, hastalar yaptıkları yatırımın karşılığını aldıklarını ve gerekirse aynı şeyi tekrar yaptıracaklarını belirtmişlerdir.

İMPLANT UYGULAMASININ AŞAMALARI

1- Ön Hazırlık : Öncelikle implantı yerleştirecek uzman tarafından durumunuzun implant için elverişli olup olmadığı incelenir. İmplant eksik diş ya da dişlerin yerine konmasında çok rahat bir çözüm olmasına rağmen her hastada uygulanması mümkün değildir.
2- Detaylı İnceleme : İlk incelemenin ardından radyolojik incelemeler de yapılır. Çoğu zaman için yerleştirilecek implant için panoramik ve periapikal röntgen yeterli olur . Bazı durumlarda CT ( computerize tomografi ) çekilmesi gerekebilir . İmplant yerleştirildikten sonra uygulanacak tedavi planlanır. Eğer ağzınızda kendi dişleriniz varsa bu dişler incelenir gerekiyorsa tedavileri yapılır. Ağız hijyeni sağlanır ve dişeti sorunları varsa implantın yerleştirilmesinden önce giderilir.
3- I.Operasyon-İmplantın Yerleştirilmesi : Bu aşamada titanyum implant vidaları çene kemiği içinde açılan yuvaya yerleştirilir. Bu işlem lokal anestezi altında yapılan cerrahi bir işlemdir ve yaklaşık bir saat kadar sürer.
4- I.İyileşme Süreci : Bu aşamada implantın çene kemiğine kaynaşması beklenir. İyileşme alt çenede 3, üst çenede 6 ay kadar sürer. Ancak bu süre kemiğin yapısı ve iyileşme potansiyeline bağlı olarak kişiden kişiye değişebilir.
5- II.Uygulama -Dayanağın Yerleştirilmesi : Titanyum vida çene kemiğine bağlandıktan sonra proteze dayanak olacak parça yerleştirilir. Bu parçaya "abutment" denir. Bu uygulama çok daha kolay ve kısadır. Yerleştirilen implant kök vazifesi görür , ve üzerine yapılan abutment alt yapı vazifesi görür .
6- II.İyileşme Süreci : Yaklaşık 1 hafta süren kısa bir iyileşme sürecinin ardından implant tedavisinin üst yapısının yani protezinin yapımına geçilebilir .
7- Protetik Tedavi- Protezin Yapılması : Yerleştirilen implant vidası ve abutment yapılacak protez için bir alt yapı oluşturur ve protez planlandığı şekilde uygulanır. Böylece eksik dişleriniz tamamlanmış olur ve tedaviniz sona erer.


KEMİK GREFTLERİ:
İmplant uygulamalarında her zaman çenelerde uygun miktarda kemik hacmi ve yoğunluğu ile karşılaşılmaz. Bu durumda kemik nakilleri veya kemik arttırma tekniklerine başvurulur. Çene cerrahisindeki gelişmelerin en önemlilerinden biri de bu uygulamaların kolaylaşması, hızlanması ve güvenliğinin artmasıdır.
http://dis-agrisi.com/ ALINTIDIR...

14/4/2009

Diş Ağrısı ve Tedavisi

Diş Ağrısı ve Tedavisi
Diş ağrısı; diş çürümesi, diş minesinin aşınması, diş etlerinin iltihaplanması veya bunlara benzer sebeplerden kaynaklanır.
 
Diş ağrısı , neredeyse herkesin yaşamının bir veya birden fazla döneminde yakındığı bir rahatsızlıktır. Genel kanaat, diş ağrılarının basit ağrılar olduğu yönündedir ve bu sebeple dayanılmaz hale gelinceye kadar diş hekimine gitmek genellikle ertelenir. Ayrıca yine aynı kanı sebebiyle bilinçsiz ağrı kesici kullanımının ve çeşitli yöntemlerin en sık görüldüğü ağrı türlerinden biridir.
 
Diş ağrılarının sebepleri
Diş minesinin aşınması
Dişeti hastalıkları 
Diş çürükleri ve diş apseleri
Gömülü Dişler (yirmilik dişler)
Sinüzit gibi ağız dışı hastalıklar olarak sıralanabilir.
Diş ağrıları nedenleri arasında en sık görülen diş çürükleridir. Toplumun %97’sinde diş çürüklerine rastlanmaktadır. Bu durum özellikle yetersiz veya kötü ağız hijyeninden kaynaklanır. Ağız içine yerleşen bakteriler şekerli ve unlu yiyecek kalıntıları ile asit oluşturur ve bu da dişin koruyucu tabakasını zayıflatarak çürüklere sebep olur.
 
Diş ağrıları genellikle zonklama biçiminde ve son derece rahatsız edici olarak hissedilir. Ağrı gittikçe şiddetlenir ve bazen dayanılmaz bir hal alır. Özellikle abse gibi iltihabi bir durum mevcutsa dışarıdan farkedilecek kadar şişliklere sebep olabilir. Sıcak – soğuk hassasiyeti ve dişe bastırınca hassasiyet artar. Dişlerde minik kırılmalar görülebilir.
 
Diş ağrısı başladığında zaman kaybetmeden bir dişhekimine gitmekte yarar vardır. Çünkü diş ağrısı sebeplerinden de anlaşılacağı gibi, ağrı kendi kendine geçme özelliği göstermez ve tedavi gerektirir.
Diş Ağrısı ve Tedavisi (diş ağrısına pratik çözümler)
 
Kesinlikle ağrıyan diş üzerine ASPİRİN ya da herhangi bir ağrı kesici ilaç uygulanmamalıdır. Kimyasal yapıları sebebi ile bu gibi ilaçlar dişetinde ve çevredeki yumuşak dokularda tahrişlere sebep olabilmektedir. Bu da diş ağrısının yanında ekstra bir ağrının oluşmasına sebep olacaktır.
Ağrıyan diş üzerinde ve dişlerin arasında bulunan gıda artıkları, diş fırçası ve diş ipi kullanılarak temizlenmeli ve yarım su bardağına yarım çay kaşığı tuz ilave ederek karıştırılmalı ve bu tuzlu su ile ağız iyice çalkalanmalıdır.
Diş hekimine gitmeden önce ağrı kesici bir ilaç alınabilir.
Eğer iltihap nedeni ile yüzde şişlik oluşmuşsa o bölgeye soğuk kompres yapılmalıdır.
Diş üzerinde çürük nedeni ile oyuk oluşmuşsa buraya çok az karanfil yağı (eugenol) emdirilmiş pamuk konulabilir. Eugenol ağrının hafiflemesini sağlayacaktır. Ancak, bu işlemi yaparken eugenol ün diş etine sızması önlenmelidir. Çünkü karanfil yağı da yumuşak dokuları tahrip edici özelliğe sahiptir.
Bir an önce diş hekimine başvurulmalıdır.

http://dis-agrisi.com/ ALINTIDIR....

16/2/2009

Akciğerde Sıvı Toplanması (Pulmoner Ödem)

Akciğerde Sıvı Toplanması (Pulmoner Ödem)


Akciğerdeki toplardamarların içindeki basıncın aşırı bir şekilde yükselerek aşırı miktarda kanın bu toplardamarları parçalayarak alveoller (hava kesecikleri) içine girmesi sonucunda akciğer ödemi (pulmoner ödem) meydana gelir. Pulnomer ödemin sebebi genel olarak çok sık olan kalp krizleri, mitral ve aort kapağı hastalıkları ve nadir olmakla birlikte yüksek irtifaya maruz kalmasıdır.

Acil Belirtiler


  • Nefes darlığı (ciddi);
  • Huzursuzluk ve endişe;
  • Pembe ve köpüklü balgam:
  • Terleme;
  • Sararma (beniz sarılığı);
  • 16/2/2009

    Akciğer Kanseri

    Akciğer Kanseri


    Yapılan çalışmalar, akciğer kanseri ile aşağıda bahsedilecek çeşitli olayların ilgili olduğunu göstermiştir;


  • Sigara: Sigara içimi ile akciğer kanseri arasında direkt bir ilişki mevcuttur. Kişinin sigara içmesi yanısıra, başkalarının içtikleri sigaranın dumanına maruz kalması da bu açıdan önemlidir.
  • Çeşitli kanser yapıcı maddeler: Berilyum, Radon ve Asbestoz gibi maddeler akciğer kanseri riskini arttırırlar.
  • Geçirilmiş tüberküloz (verem) nedbe dokusu üzerinde akciğer kanserleri gelişebilir.
  • Ailede akciğer kanseri olması akciğer kanserine yakalanma riskini arttırmaktadır.

    Belirtileri


    Öksürük, balgam, kanlı balgam, göğüs ağrısı, akciğer iltihabı, göğüs kafesi içine sıvı birikmesi, ses kısıklığı, tümörün damar basısı nedeniyle göğüs üst bölümünde boyunda ve başta ortaya çıkan ödem (şişlik)